Mesajlar Etiketlendi ‘Sanayi Tarihi’

Sanayi Tarihi

24/03/2013

M.S. 5. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun askeri gücünün zayıflamasıyla Romanın kuzeyinde ve doğusunda zamanla çoğalan Cermen kabilelerinin Roma üzerindeki baskısı giderek artmıştır. Böylece, Roma’nın gerek Cermenlerin sebep olduğu tehditten gerekse diğer cephelerinde artan askeri harcamaları, imparatorluk içindeki karışıklıklar ve bozulan üretim sistemi beraberinde enflasyonu, vergilerin artışını ve beraberinde imparatorluğun çöküşünü getirmiştir. Bu tarihten itibaren imparatorluk toprakları üzerinde çeşitli Cermen kabilelerince krallıklar kurulmuştur. (Roberts, 1996; Güran, 1999)

Cermen krallıkları zamanla evrilmiş Charlmagne’ın ölümünden sonra bir Cermen kabilesi olan Franklar tarafından oluşturulan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu 843 yılında Doğu, Orta (Karolenj İmparatorluğu) ve Batı Frankiya olmak üzere üç parçaya ayrılarak günümüz Avrupa uluslarının temelini atmıştır. (Kerr, 2009)

476 ile 1000 yılları arasındaki dönemde; 711 yılında Müslüman Araplar İberya yarım adasını, Sicilya, Korsika ve Sardunya’yı fethetmişler; 789 yılında Britanya’ya ilk Viking akını gerçekleşmiş etkileri 1066 yılına kadar sürmüş; 895 yılında ise Macar akınları Avrupa’yı 955 yılına kadar etkilemiştir. (Güran, 1999; Kerr, 2009)

Bu istikrarsızlıklar merkezi iktidarı zayıflatmış ve Frank monarşilerine olan güveni yok etmiş ve feodalizm ortaya çıkmıştır. Doğal savunma güdüsünün ortaya çıkardığı feodal sistemin en altında korunma ve adalet karşılığında mal ve hizmet üreten köleler, serfler ve hür köylüler bulunmaktaydı. (Güran, 1999)

11. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasındaki dönemde yaygın ve hızlı bir ekonomik kalkınma görülmüştür. Feodalizmin zirveye ulaştığı bu dönemde nüfus, zirai ve sınaî üretim ve ticaret büyümüş; şehirler canlanmış; kültürel bir patlama olmuştur. Batı feodal ekonomisi Müslümanlara karşı haçlı seferleri ile Avrupa içinde göç ve kolonizasyon faaliyetleri ve dışarıda ticari üsler kurma şeklinde görülen çarpıcı bir genişleme göstermiştir. (Güran, 1999)

Bu dönemde, yoğun ve sert toprakların tarıma elverişli hale getirilmesine yarayan ve insan emeğinden tasarruf sağlayan ağır saban; üçlü tarla rotasyonu sistemi; yel değirmenleri ve su değirmenleri ve atın ağır yükleri boğazını sıkmaksızın taşıması sağlayan bir mekanizmanın icadı önemli teknolojik yeniliklerdir. Bu gibi gelişmeler tarımsal üretimden alınan verimi arttırmıştır. (McNeill, 1999; Güran, 1999)

Bu dönemde, dokumacılık alanında İngiltere, Fransa ve Kuzey İtalya bölgeleri uzmanlaşmaya başlamıştır. Diğer bir sanayi kolu olan metalurji alanında da gelişmeler yaşanmış, Kuzey Avrupa’da demir bollaşarak ucuzlamış ve 14. yüzyılın sonlarına doğru hava tazyikli modern ocakların ilk örnekleri ortaya çıkmıştır. Dericilik ve ağaç işçiliği de dönemin öne çıkan sanayi kollarıdır. (Güran, 1999)

Bu gelişmelere rağmen 16. yüzyıl öncesine kadar fabrikaya benzer büyük üretim birimlerinden bahsetmek mümkün değildir. Ortaçağ’da ideal sınaî üretici kalfa ve çırakların yardımıyla üretim yapan ustalardır. Malın kalitesi loncalar tarafından denetlenmiştir. Ustanın kullanacağı maldan fazlasını biriktirmesi yasaklanmıştır. (Güran, 1999)

14. ile 15. yüzyıl arasındaki dönemde ekonomik bir kriz yaşanmış, büyük ölçekli malikâne tarımının, sanayinin ve uluslararası ticaretin düştüğü bu dönemde nüfus azalmıştır. Asiller arası savaşlar ve yaygın köylü isyanları gerçekleşmiştir. (Güran, 1999)

Bu dönemin sonlarına doğru esnaf faaliyetleri şehirlerden kırlara doğru kaymaya başlamıştır. Kırsal bölgelere özellikle dokuma sanayi, demir ve madeni eşya sanayi yayılmıştır. Bu kayışın nedeni olarak su gücüyle çalışan basit makinelerin artan ölçüde kullanılmaya başlaması; şehirlerin sanayi talebi yapısındaki değişmelere uymakta zorluk çekmesi ve kırsal kesimde iş gücünün daha ucuz olması gösterilmektedir. (Güran, 1999)

Bu kayış ile malları, kırdan satın alan ve şehirde satan tüccar kapitalist sınıfını doğurmuştur. Tüccarların hammaddeyi temin ettiği bu sistemde esnaf, tüccara karşı hiçbir güvenceye sahip değildi. (Güran, 1999)

16. ve 18. yüzyıl arasındaki dönemde Avrupa, Asya’ya çoğunlukla demir, kereste ve katran gibi hammaddeler satmaktaydı. Özellikle kâğıt sanayisinde ve dokuma sanayisinde Avrupa’nın başarısının ana nedeni su gücünden istifade ederek üretimi mekanikleştirmesiydi. (Güran, 1999)

Coğrafi keşiflerle Portekiz, İspanya, Hollanda ve İngiltere Avrupa’nın dünya çapındaki hâkimiyetinin ilk temellerini atmıştır. (Güran, 1999)

Bu dönemde teknolojik yeniliklerin pek çoğu mevcut teknolojilerdeki küçük iyileşmelerden ibaret olmuştur. Genel olarak üretim mahalli pazarlar için gerçekleştiriliyor olsa da ihracat için uzmanlaşmış bölgeler de bulunmaktaydı. (Güran, 1999)

Okyanus denizciliği ve gemi inşa sanayisinde önemli teknolojik gelişmeler yaşanmış, metalürji sanayisi savaşlarda ateşli silahların ve topların artan önemi ile stratejik bir değer kazanmıştır. Hava izabe fırınlarının doğmasıyla bu sanayi kolu daha da gelişmiştir. (Güran, 1999)

İzabe fırınları demir cevherinin, odun ve kömürün ve yeterli ölçüde suyun bulunduğu bütün bölgelere yayılmıştır. Ayrıca, matbaanın icadı ile 200’e yakın matbaa kurulmuş ve 35.000 ayrı kitap basılmıştır. (Güran, 1999)

Ancak bu gelişen sanayilere rağmen Avrupa ekonomisi henüz ileri derecede ihtisaslaşmış olmaktan uzak bir şekilde hala düşük verimli tarıma bağımlı kalmıştır. Bu dönemde halen pek çok kişi, sınai ve zirai faaliyetleri bir arada yürütmüştür (Güran, 1999)

15. yüzyıl sonunda İngiltere, İtalya, Hollanda, Fransa ve Güney Almanya ile karşılaştırıldığında geri kalmış bir ülke olarak nitelendirilebilse de, bu dönemde İngiltere Avrupa’nın en iyi yün yetiştiricisiydi. (Güran, 1999)

Bu dönemde, yün kumaş ihracatı toplam İngiliz ihracatının büyük bir kısmını oluşturmaktaydı. Zamanla tekstil sanayisi kırsal kesime yayılmış ve malları kırsaldan kentlere getiren tüccar sayısı artış göstermiştir. (Güran, 1999)

16. yüzyılın ortalarına doğru demir, kurşun, teçhizat, yeni tip kumaşlar, cam ve ipek üretimi şaşırtıcı şekilde artmıştır. İngiltere 17. ile 18. yüzyıl arasında ihracatını 6 katına çıkarmıştır. Bu gelişmeler İngiliz Sanayi Devriminin işaretleri olarak yorumlanabilir. (Güran, 1999)

1750 ile 1830 yılları arasında başlayan İngiliz Sanayi Devrimi kendi kendine herhangi bir planlama ya da öngörme söz konusu olmaksızın ortaya çıkmıştır. (Deane, 1965)

Bu dönemde İngiltere’de sınaî ve teknolojik alanda çığır açan yenilikler gerçekleşmiştir. Önceki dönemlerin bilgi birikimi ile madencilik, metalürji ve tekstil alanında büyük gelişmeler yaşananmış, 1550’lerde 200 bin ton olan kömür üretimi 1800’de 10 milyon tona yükselmiştir. (Güran, 1999)

1700 ile 1800 yılları arasında aşağıdaki gelişmeler yaşanmıştır:
•1709 yılında kok kömürü yapma yöntemleri,
•Thomas Newcomen tarafından 1712 yılında maden ocaklarındaki suyu çekmek için bir buhar makinesi,
•John Kay tarafından 1733 yılında bir dokuyucunun iki kişilik bir işi yapabilmesine imkan veren uçan mekiği,
•James Hargreaves tarafından 1764 yılında iplik işlerini gayet basitleştiren çıkrık,
•Richard Arkwright tarafından 1769 yılında su gücüyle çalışan pamuk ipliği tezgahı,
•James Watt tarafından 1769 yılında çok daha gelişmiş bir buhar makinesi,
•1774 ile 1779 yılları arasında Samuel Crompton tarafından çıkrık makinesi,
•1793 yılında Eli Whitney tarafından mekanik çırçır,
icat edilmiş ayrıca yine bu dönemde icat edilen torna tezgahı ile makine parçaları kolaylıkla imal edilebilir hale gelmiştir. (McNeill, 1999; Güran, 1999)

Bu gibi gelişmeler dokuma ürün fiyatlarını dünya genelinde aşağıya çekmiş, Hindistan ve Çin başta olmak üzere dünya piyasaları İngiliz hakimiyetine girmiştir. Ayrıca her bir işin gittikçe daha kesin biçimde matematik tanımlamasına ve malın üretilmesinin her aşamasında akılcılığın ön plana alınmasıyla uzmanlaşma gerçekleşmiştir. (McNeill, 1999)

Avrupa’nın yaşadığı bu dönüşüm kapitalizmin doğuşu ve modern devletlerin oluşmasını sağlamış ve “üretim araçları ve siyasi güç” yeni bir anlam kazanmıştır. (Bianchi ve Labory, 2006)

Sanayi Devrimi’nin sonucu olarak, nüfus artmış; sömürgelerden elde edilen hammadde ve işgücünün de katkısı ile Batı dünyası benzeri görülmemiş bir hayat seviyesine ulaşmış; tarım hakim faaliyet olmaktan çıkmıştır. (Güran, 1999)

Batı dünyası şehir toplumu haline gelmiş; sürekli teknolojik değişme, yenilik bir kural haline gelerek modern bilim ve tecrübeye dayalı bilgi piyasa için üretim sürecine uygulanmıştır. (Güran, 1999)

Makineleşme sanayinin her alanına hakim olmuş; sanayiciler ve bankerler kapitalist gücü oluşturmaya başlamış; ekonomik faaliyetler aile içi üretimden kayarak ihtisaslaşma başlamış; aile şirketlerinin yerini kurumsal şirketler almaya başlamış ve son olarak toprak dışı üretim araçları yani sermaye sahipliğinin belirlediği yeni sosyal ve mesleki sınıflar doğmuştur. (Güran, 1999)

1800 ile 1918 yılları arasında geçen dönemde ise;

•William Sturgeon, 1825 yılında elektromıknatısı,
•Michael Faraday, 1831 yılında elektrikli dinamoyu,
•Kirkpatrick Macmillan, 1839 yılında bir bisikleti,
•Robert William Thomson, 1845 yılında ilk vulkanize edilmiş kauçuktan havalı lastiğini,
•Isaac Singer, 1851 yılında kullanılabilen ilk dikiş makinesini,
•Jean Lenoir, 1858 yılında içten yanmalı motoru,
•Richard Gatling, 1862 yılında makineli tüfeği,
•Alexander Parkes, 1862 yılında ilk plastiği,
•Alfred Nobel, 1866 yılında dinamiti,
•Alexander Graham Bell, 1876 yılında telefonu,
•Karl Benz, 1885 yılında içten yanmalı motorla desteklenen ilk otomobili,
•Rudolf Diesel, 1892 yılında dizel yakıt kullanan içten yanmalı motoru,
•Benjamin Holt, 1904 yılında traktörü,
•Brearly Henry, 1916 yılında paslanmaz çeliği icat etmişlerdir.
(Bilim-Teknoloji, 2013)

Bu gelişmeler ile Sanayi Devrimi sonucunda dünya çapında hakim güç olan İngiltere’yi diğer Avrupa ülkeleri (Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, İsviçre, İtalya, İspanya) takip etmiş ve bu devletler arasında kıyasıya sanayileşme, sömürge ve yeni pazarlar bulma yarışı başlamıştır.

Avrupa devletleri sanayinin ve kapitalizmin temsilcileri olarak dünya hegemonyasını ellerine almışlardır. Bu hegemonya temel olarak kendi aralarındaki sömürge ve güç mücadelesiyle patlak veren I. Dünya Savaşı ile çatırdamış ve II. Dünya Savaşı Sonunda Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Rusya’ya devrolmuştur.

Bu çerçevede, I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı arasındaki dönemde;

•1926 yılında, Robert H. Goddard tarafından ilk sıvı yakıtlı roket,
•1937 yılında ilk jet motor,
•1939 yılında, Igor Sikorsky tarafından ilk başarılı helikopteri icat etmiştir. (Bilim-Teknoloji, 2013)

1607 yılında İngilizlerin Virginia’da kurduğu ilk koloni ile başlayan kolonileşme hareketinden sonra İngiltere ve Fransa arasındaki koloni çekişmesinden kurtulup, 1861 – 1865 tarihleri arasında gerçekleşen İç Savaş’ın ardından ülke birlikteliğini sağlaması sonucunda ABD yeni bir dünya gücü olarak ortaya çıkmıştır.(Zinn, 1980)

1945 yılında icat edilen atom bombası 2. Dünya Savaşı’nın ABD lehine sonlanmasını sağlamıştır.

Nazi Almanya’sının II. Dünya Savaşı’nı kaybetmesiyle dünya hegemonyasını eline alma mücadelesi sonucu ortaya çıkan Soğuk Savaş ABD ve SSCB arasında, SSCB’nin 1991 yılında yıkılmasıyla sona ermiştir.

II. Dünya Savaşı sonrası dönemden günümüze gerçekleşen teknolojik gelişmeler ise aşağıdaki şekildedir:

•1946 yılında Percy Spencer, mikrodalga fırını icat etmiştir,
•1952 yılında Edward Teller ve ekibi, hidrojen bombasını bulmuştur,
•1955 yılında fiber optik kablo üretilmiş ve kullanıma başlanmıştır,
•1956 yılında ilk defa bir bilgisayarda sabit disk kullanılmıştır,
•1959 yılında ilk kalp pili Wilson Greatbatch tarafından icat edilmiştir,
•1959 yılında Jack Kilby ve Robert Noyce tarafından mikroçip üretilmiştir,
•1968 yılında entegre devreler ile ilk bilgisayar yapılmış ve Robert Dennard tarafından RAM icat edilmiştir,
•1971 yılında LCD ve mikroişlemci icat edilmiştir,
•1973 yılında Ethernet Robert Metcalfe tarafından icat edilmiştir,
•1979 yılında cep telefonu ve walkman icat edilmiş,
•1981 yılında MS-DOS işletim programı icat edilmiş ve IBM şirketi ilk PC’yi üretmiştir.
•1984 yılında ilk CD-ROM icat edilmiştir,
•1985 yılında Windows işletim sistemi Microsoft Şirketi tarafından üretilmiştir,
•1988 yılında ilk dijital cep telefonu icat edilmiştir,
•1989 yılında yüksek çözünürlüklü televizyon icat edilmiştir,
•1990 yılında HTTP, Tim Berners-Lee tarafından oluşturulmuştur,
•1993 yılında Pentium işlemci üretilmiştir,
•1995 yılında Java bilgisayar dili ve DVD icat edilmiştir,
•2003 yılında Toyota şirketi hibrit otomobil üretmiştir,
•2006 yılında akıllı telefon üretilmiştir.

Görüldüğü gibi, yıllar içinde ağır sanayi yerini teknolojinin ve yeniliğin ön plana çıktığı ürünlere bırakmıştır.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.